Dağınık Salon…

salon masası

 

 

 

 

 

Bugün salonumuz pek hareketliydi. Berrasu kahvaltıdan sonra bütün kızlarını (kız oyuncaklarını) alıp yemek masasının altına getirmiş. Masanın altında oyuncaklarıyla toplantı yapacaklarmış. “Tamam yapın” dedim.

Kızlardan sonra, bir tane oyuncak daha, bir tane daha, bir tane daha derken odasındaki neredeyse bütün oyuncaklar geldi masanın altına. Masanın altında oynarken olacak olayı tahmin ettiğim için Berrasu “dikkatli ol masanın altına kafanı vurmayasın” diye uyardım. Az sonra ayağa kalkarken kafasını masaya vurdu, başladı ağlamaya ama öyle sessiz ağlama değil. Basbayağı söylenerek ağlıyor. “Sen vuracaksın dedin de dikkatim dağıldı da, hep senin yüzünden bunlar başıma geldi de” bıdı bıdı bıdı… Sonra gidip kaskını taktı biraz daha oynadı sonra unuttu o oyun alanını. Az işim varmış gibi bir de masanın altındaki oyuncakları tekrar odaya taşıdım.

Berrasu tek başına kalınca evin içine de sessizlik çöktüyse kesin benim istemediğim birşey yapıyordur. Akşam yemeğini hazırlamak için mutfakta olduğum dakikalarda da eve bir sessizlik çöktü. Yemeği hazırladım odasına gittim. Ne kadar oyuncağı varsa kutulardan yere boşaltmış. Oyuncak kutularının içine de bir sürü minik minik kağıt kesmiş. Tahmin edin ne yapmış? Konfeti. Yerdeki oyuncakların tepesinden konfeti atıyordu ben odaya girdiğimde. Yemek saati diye hiç sesimi çıkarmadım. Yemekten sonra o mincik mincik kağıtları ve odasını temizledim.

Ben temizlik yaparken evde garip bir sessizlik vardı, çıt çıkmıyordu.  Yaptığından üzüldü sessizce oturuyor herhalde diye düşündüm.

Salonun kapısına geldiğimde Berrasu koşarak beni karşıladı. Yavuz hırsız ev sahibini bastırır derler ya bizim bıcırık o moddaydı. Ben daha ağzımı açmadan “şu evde kendi kendime televizyon seyredeceğim bir köşem yoktu, kendime televizyon köşesi hazırlıyorum, sakın bana dokunma”.dedi.

Söylediklerini anlamaya çalışıyordum.Televizyon köşesi hazırlıyormuş. Dokunmayacakmışım.

Salonun alt bölmesine bir indim ki ne göreyim. Kütüphaneden uzanabileceği raflardaki ne kadar kitap varsa almış salona indirmiş. Kendi resim sehpasını ters çevirmiş. Yastıklar ve minderlerle bir duvar yapmış. Ben daha ağzımı açmadan bizim yavuz hırsız hala söyleniyordu. “Bu televizyon seyretme köşem sonsuza kadar burada kalacak. Şimdi aç telefonu söyle o Volkan’a iyileşip eve gelince o bile kaldırmaa-yaa-caak benim köşemi.” bıdı bıdı bıdı. Peki Berrasu dedim. Fotoğrafları çekmeye başladım. Fotoğraf çekmeme de kızdı. “Sen o fotoğrafları çekip çekip bilgisayardan bir yere gönderiyorsun. Beni herkese rezil ediyorsun. Herkes kesin bana gülüyordur. Sokağa çıktığımda bana gülecekler. O yüzden benim yüzümü çekmeyesin diye artık yüzümü kapatacağım” dedi.

Sakın Berrasu’yu sokaklarda gördüğünüzde gülmeyin tamam mı?:) Anlaşılan okuma yazmaya başlayınca yazdıklarıma da veto gelecek.salon tv köşesi

NOT: Grip salgınından Volkan’da nasibini aldı. Beroş’a ve bana enfeksiyon getirmemek için iki gündür annemlerde kalıyor. Yanına gidemiyorum ama “kocacığıma iyi bakıyorlar mı” diye sık sık kontrol ediyorum telefondan. Allah razı olsun annem ve babam Volkan’a benden daha iyi bakıyorlar. 🙂

NOT 2: Nazar boncuklarını internetten aldım.

Reklamlar
GENEL kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: