2. Kür Devam Ediyor…

24 Ocak perşembe günü Berrasu için zorlu bir gündü… Berrasu’nun kan değerleri istenen seviyeye geldiği için 2. kür kemoterapisi başladı. Kemoterapi başlamadan kemik iliği ve bel sıvı alındı.Kemoterapi ile birlikte aldığı sıvıları var. Bu defa bir damar yolundan kemoterapi, farklı damar yolundan da sıvısını veriyorlar. Yani şu an hem ayağında hem de kolunda olmak üzere iki tane damar yolundan ilaçlarını alıyor. Perşembe günü zorlu geçti. Kemik iliği ve sıvısı alındıktan sonra kemoterapi başlamadan iki tane damar yolu açıldı. Ağlaya ağlaya, bağıra bağıra damar yollarını açtırdı. Birkaç saat sonra terleyipte üstünü çıkarınca incecik kolunun iki üç katı kadar şiştiğini gördüm. Damar yolunun bulunduğu damar şiştiği (patladığı) için bütün sıvının saatlerce koluna boşluğa gittiğini anladık. Bunun üstüne ikinci defa damar yolu açıldı. “Ayağımdan açılmasın ben hiç yürüyemem” diye çok ağladı ama elleri ve kolları o kadar kötü haldeydi ki ayağından damar yolu açılmak zorunda kaldı.  

İnsanın kendi kucağında müdahale odasına çocuğu götürmesi inanılmaz ve anlatılmaz bir acı. Biliyorsun içeride yavrunun belinden defalarca kalın şırıngılarla hem kemik iliği alıyorlar hem sıvı 26 ocakalıyorlar. Üstelik anastezi yapılmadan yapılıyor bu işlemler. İlk kemik iliği alımından sonra kardeşim Uğur’un arkadaşı Vatan, Emla isminde bir kremden bahsetti. Bizde hocalara danıştık daha sonraki müdahalelerde bu kremi kullanmaya başladık. Emlayı kemik iliği yapılmadan bir saat  kadar önce sürüyoruz biraz olsun o bölge uyuşuyor. En azından ilk müdahaledeki gibi sırılsıklam terlemiş, yüzü gözü çizilmiş olarak çıkmamaya başladı. Çocuk çırpındıkça birileri kafasından yüzünden tutmuş demekki yüzü gözü tırmık tırmık tırnak izleri ile çıkmıştı. Yazarken ne kadar rahat yazıyorsun diyebilirsiniz. Hiçte kolay değil. Bu yazdıklarım sadece yaşadıklarımızın, hissettiklerimizin, gördüklerimizin binde biri bile değil.

Biz bir yerlerden, birilerinden biraz daha müdahaleleri kolaylaştıracak ilaç önerileri duymasak kimsenin bize bu bilgileri verdiği yok. “Annesi-babası dışardan şu isimli ilacı temin ederseniz çocuğunuz biraz daha rahat eder” diye söyleseniz de bizde imkanımız varsa yapsak. İmkanı olmayan ne yapacak diyeceksiniz. İmkanı olana alması teklif edilsin. İmkanı olmayanlar için de sponsorlardan temin edilsin. Kaçımız bu hastalığın tedavi sürecinde neler yaşanıyor biliyoruz ki? Ben ve birçok yakınımız ilk defa hastalığın tadavi sürecini öğrendik, öğreniyoruz. Bu bizim hatamız değil. Bu hastalığı bize anlatamayan hastane yönetimlerinin hatası. Çocuk ve lösemi deyince aklımıza çocuklara hediye alıp göndermek dışında alternatif sunmadılar bize. Anlatmadılar bize bu hastalığı ve ihtiyaçlarını…

İçeride hastanede anlatıyorlar mı? Koskocaman bir hayır. Senden birkaç ay önce bu hastalıkla tanışan anne, en büyük bilgilenme kaynağın. Artık o annenin hastalığı ve yaşanacakları nasıl anlatacağı annenin insafına kalmış. Hastanedeki anne tipleri:

– Ya ahhh! daha neler yaşayacaksın diye başlayıp anında dökülen anne tipi … hastalıkla ilgili akla hayale gelmeyecek kadar  bütün yaşanacak kötü anları anlatır…

– Herşeyi Allah’a havale eden anne tpi…  “Görecek günü varsa yaşar”… “Allah’ın dediği dışında  bişey olmaaazzz naparsan yap”… iki cümlenin beşi bu cümlelerdir.

– Sor hemen anlatayım anne tipi… Gözünün içine bakar ki çocuğunu sorasın. Sorar sormaz başlar anlatmaya. .Çocuğunun hangi gün hangi ilacı aldığını, hangi ameliyatları geçirdiğinı, hangi doktor ne demiş, kendi ne cevap vermiş, hangi ilacın hangi yan tesiri varmış, hangi gün hangi test yapılacağı vs vs… Anlatır anlatır..

– Nerdeyse bütün tedaviyi kendi kendine yapmış gibi anlatan anne tipi… Aslında doktorlar bilmiyordu da kendi çabası ile çocuğun tedavisini yapmış gibi anlatır…Sürekli doktorların hatalarını, yanlış tedavi yöntemlerini vs anlatır…

Bu hastanedeki en büyük şansım ilk üç gece aynı odayı paylaştığım Demir’in annesi Esin Hanım’dı. Üç gün birlikte kaldık. Üç gün boyunca biran bile yaşadıklarını içini boşaltırcasına anlatmadı. Acımı anladığını ifade etti. Ne sordumsa sadece sorumun cevabını verdi. Daha sonraki günlerde de yirmi gün kadar farklı odalarda da olsa kısa kısa gerektiği kadar bilgilendirdi. Kendi çocuğunun yaşadığı yan tesirleri değil, hastalığın süreci olan yan tesirleri paylaştı. Kendileri yedi aylık tedavilerini tamamlayıp taburcu oldular. Her hafta kan sayımına gelince uğrayıp Berrasu’yu ziyaret ediyor. Allah Demir’i adı gibi demir gibi sapasağlam etsin…

Bir de ben varım farklı bir tür anne türü olarak. Hemen hemen herşeyi doktorlara bırakmış, ilaçların kullanımını da hemşirelere bırakmış anne tipi… tıp tahsili almaya gelmedim ki ben buraya. Yapılanları takip ediyorum, verilen ilaçları takip ediyorum ama ilaçları ben verecem diye bir çabam yok. Zamanla ilaçları öğreneceğim tabiki ama her sorumluluğu ben almak zorunda değilim…

Hastanede personel yetersizliği gibi sebeplerden dolayı diyelim, anneler birer hemşire olarak görülüyor. Berrasu’ya ikinci kemoterapide kullanılan ilaçlar gözlerini etkiliyormuş. Bu sebepten dolayı iki tane ilaç kullanmaya başlandı. İlaçlar bana teslim edildi. Ben hayatımda bir çocuğun gözüne ne damla koymuşum ne jel sürmüşüm, ne de Berrasu göz damlası ve jel kullanmış. Hiç tecrübemiz olmadan bunu kullanın dediler. Kolaysa gel Berrasu’nun gözüne bir damla damlayı damlat. Kıyamet kopardı. Servisteki hemen hemen herkes odanın kapısına geldi ne oluyor diye baktı. Sonunda ben bu işi başaramadım ve doğal olarak hemşirelerden yardım istedim. Yaptığı işi severek ve canı gönülden yapan Saliha Hemşire Hanım geldi ve göz damlası ve jeli Berrasu’nun gözüne damlatıp sürdü. Aynı işlem günde en az üç defa yapılacak. Nöbet değişiminden sonra yine damla saati gelince defalarca hatırlatmama rağmen hemşire hanım bir fırsat bulup ilaçları yapmadı. O kadar mecbur kaldım ki hem kolunda hem de ayağında damar yolu olan çocuğa zorla ama zorla göz damlası damlattım. Hiç abartmıyorum tam iki saat ağladı çırpındı bende iki saat zorla bir şekilde tutmaya çalıştım. Çocuğa yaşattığıma mı üzüleyim, cocuğa yaptığım işkenceye mi üzüleyim, benim görevim olmadığı halde zorla bu ilaç işinin bana yüklenmiş olmasına mı üzüleyim… Sabah olunca yine ilaç saati gelecek diye Volkan da ben de kıvranıp durduk. Saatlerce göz damlası kabusu yaşadık. Bugün  Zeynep Hemşireler nöbetçiydi. Akşam yaşadıklarımı paylaştım. Anında “biz geliriz merak etmeyin annesi” cevabı ile karşılaştım. Sanki üstümden dünyanın yükü kalktı. Berrasu onlara da zorluk çıkardı ama onlar tecrübeleriyle bu işi birkaç dakikada başarı ile tamamladılar. Nöbetleri bitmeden ikinci defa ilaçları bile yapıp gittiler. Her işte olduğu gibi bir canı gönülden severek işini yapan var, bir de gün bitsede işten gitsem diyerek yapan var…

Geçen yazımda servisteki paylaştığım gözleri görmeyen çocuk için gönderdiğiniz hediyeler için hepinize onlar adına teşekkür ederim. Bu arada bize hediyelerini ulaştıran Pınar Bal’a, Nurdan Sağlam’a, Şadiye Özdemir ve Leyla Yuca’ya ayrı ayrı teşekkür ederim. Şadiye Hanım ve Leyla Hanım’ın kızıma ulaştırdığı pembe renkli Kur’an-ı Kerim ve duaların kızımı 26 ocak 2nasıl mutlu ettiğini o an fotoğraflandırma imkanım oldu. Gün boyu defalarca Kur’an okuyan Berrasu vardı bugün yatakta. “Ben burda yazılanları okuyamıyorum anneciğim” dedi. Bende “Orada Allah ve bismillah Kulhuvallahi ahad.. yazıyor” dedim. “Allah, Bismillah ve Kulhuvallhi ehad… diye okumaya başladı. Pınar Hanım’ın ve Nurdan Hanım’ın hediyesi kitaplar bu haftaki favori kitaplarımızdı.

Daha öncede defalarca yazdım Volkan Kaçuvda kalıyor. Kaçuv bağışlarla kendini idare ediyor. Son günlerde çok zor durumda olduklarını paylaştılar. Bende onların yaşadığı zorlukları sevgili Nuran Evren’le paylaştım. Sevgili Nuran her zamanki gibi bu durumla da içtenlikle ilgilendi. Önce kendi adına bağışını yapmış, sonra da montessori annelerinin ne kadar duyarlı olduğunu bildiği için  yardım talebini paylaşmış. Annelerimizde duyarlılıklarını gösterdiler. Bugün Kaçuv yetkilileri hem nakit yardım hem de Migros’tan alınmış birçok yardım kolisinin kendilerine ulaştığı haberini paylaşmışlar. Duyarlılık göstererek Kaçuv’ a bağışta bulunan herkese ayrı ayrı teşekkür ederim.

NOT 1: Bu hafta başında dizinden bir operasyon geçiren (menisküs ameliyatı) Berrasu’nun doktoru Hilmi Apak hocamıza buradan geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.Hocam bir an önce sağlığınıza kavuşun da engin bilginizle, tatlı sert tavırlarınız ve içten gülümsemenizle yavrumla ilgili iyi haberler paylaşın bizimle…

NOT2: Berrasu’ya İhlas suresini bebekliğinden beri her gece okuduğumdan dolayı konuşmaya başladığından beri yatmadan önce Kulhuvallahi ehad diye kendi kendine okuyabiliyor…

NOT 3: Beroşumun damar yolu bulunurken ve kan alınırken ağlaması bizi çok üzüyor. Tedavisi daha uzun süre süreceği için port (kateter) açılması isteğimizi hocalara ilettik. Kemoterapi biter bitmez çocuk cerrahisi ile iletişime geçilecek ve port takılması sağlanacak.

Reklamlar

8 Yanıt to “2. Kür Devam Ediyor…”

  1. Şule Şenol Says:

    Sevgili Ülkü, anlattıklarını okuyunca, bizler ne saçma sapan şeyleri dert ediyoruz diye düşünüyorum, yakınımızı, bizi yakalayınca üzülüyoruz, ağlıyoruz, birçok şeyin değerini daha iyi anlıyoruz ama sonra unutuyoruz, ve duyarlı da olamıyoruz yeteri kadar yanımızda, gözümüzün önünde olmayınca, bir de boş boş laf yetiştiriyoruz.
    Acaba daha az acı çekmesi, kemoterapi sürecini daha kolay atlatabilmesi için bazı ek ilaç, tedavi, besin, terapi ne uygulanabilir, yurtdışından getirilecek birşeyler olabilir mi? İstersen sen de Hilmi hoca dönünce sor, ya da araştıralım, KAÇUV, LÖSEV gibi kurumlar bu konuda yardımcı olabilirler mi? Bunları sana yazıyorum, çünkü orada Berrasu gibi benzer durumda olan birçok çocuk var ve şartların iyileştirilmesi için biz dışarıdakilerin de elinden geleni yapması lazım.

  2. CocuklaGezerizBiz Says:

    Allah kolaylık versin inşallah Berrasu kuzuma

  3. Pırıl zeynep aslan Says:

    Ülkü hanımcım , İçim parca parca okuyorum,her daim dualarımda, aklımızdasınız…Çok güzel günler bekliyor sizi, once bu iyi olmayan günleri bir atlatalım…Siz çok inanclısınız, bu inancınız daha güclü yapacak sizi.
    Cesur prensesimiz hadi gayret…

    bir teşekkür de ,
    Sule hanım , Nuran Hanımcım ,Esra Hanımcım her daim sizin olduğu kadar bizimde yanımızdalar,her ne gerekliyse haber vererek , montessori annelerini toplayarak bizim neler yapabileceğimizi haberdar ediyorlar.

    Onlardan da Rabbim razı olsun …

    Sevgiler, dualar.

  4. SADESAN Says:

    DUALARIM SİZİNLE …. RABBİM YARDIMCINIZ OLSUN

  5. mustafa yaşar Says:

    Bu yaşanan sıkıntılı günler geçecek ınş.cok cocuk gördüm bu süreçten zarar görmeden geçen.bize düşen dua etmek …berrasu iyilesecek merak etmeyin sabredicez biraz ve bitecek

  6. selcen Says:

    Berrasu bu zorlu süreci atlatacak inşallah. Hep gözüm yaşlı okuyorum her namazdan sonra dua ediyorum kuzuya. Rabbim inşallah acılarını dindirsin, size de çok çok yardım etsin

  7. Basak Says:

    Iyiles guzel cocuk

  8. nur Says:

    Ulkucum canım arkadasım yazdıklarını okudukca icim parca parca oluyor.Allahım yuce rabbim tez zamanda saglık versin.kuzuma dayanma gücü,sanada sabır versin .aklım hep sende,yavruna sıkıca sarıl.


Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: