Zor Günler…

Bir yıl boyunca veya daha uzun süre şu köşede tek başına ayakta kıpırdamadan duracaksın kızın iyileşecek deseler gözümü kırpmadan o cezayı ödül diye çekerim. Yok işte böyle beklemelerle olmuyormuş bu hastalık.

Sanki hastanede günler yirmi dört saatten fazla sürüyor  Gece uykusu yok, yemek saati yok… Sabah saat altıbuçuk gibi hemşireler tarafından annelerden çocukların yaptığı idrar, aldığı sıvı, ateşi, kilosu, kakası, kusması isteniyor. O andan itibaren gün başlıyor. Berrasu ve benim için neredeyse gün ertesi sabahki yeni hemşire anonsuna kadar zaten hep sürüyor.  Sabaha kadar kısa kısa toplasam iki üç saat uyumadan yaşıyorum…

Saat yedide doktorumuz Hakan Yazan geliyor. Muayenesini yapıyor. Hakan Bey hep güler yüzlü, bıkıp usanmadan her soruya cevap veren, her tahlilimizi bize açıklayan, bana bile (algım sıfır seviyelerinde) sabırla herşeyi anlatan doktor abimiz. Sık sık kan aldığı için Berrasu ne zaman onu görse “abicim benden kan alma” diye bağırdığı doktor abisi. Hakan doktor çocuk psikolojisinden çok iyi anlıyor. Berrasu kan aldırmaktan korktuğu için kan alma zamanlarında ona hissettirmeden beni kan alınacağı konusunda haberdar ediyor. Ama her kan almada çığlık çığlığa bağıran yavrumun elini kolunu tutmak bana ağır geliyor. Hergün her kan alınışında, her damar yolu açılışında avaz avaz “elimin üstünden kan alma abicim. Elimin içinden al abicim. Abicim sert yerlerden alma canım acıyor. Abicim sen beni dinlemiyorsun, benim dediğim yerden almıyorsun, pamuk koy abicim” diye acı acı bağırıyor.

 Sabah saatlerinde visite çıkan uzman doktor Gülen Hanım ve ayrıca en son  ekibi ile birlikte visit dolaşan Prof.Dr Hilmi Apak hoca hepsi ayrı ayrı yavrumla ilgili bizi bilgilendiriyorlar.

Pazar gününden beri ishali süren Beroşumun poposu kızıma artık çok acı veriyor. Önceleri sürekli lazımlığa kaka ve çiş yaptırıyorduk. İshalin başlangıcından itibaren kontrol edemeden çiş ve kaka kaçırmaya başladı. Bebek bezi bağlama kararı aldım. Berrasu’ya bu durum çok ağır geldi. “Ben bebek değilim bağlamam” dedi. Ama bu bebek bezi değil çocuk popo bezi diyerek uygun bir dille kullanmamız gerektiğini anlattım.

Özellikle son iki gün ve gecede toplam 50 kere ishal ve idrar karışımı yaptı. Cuma akşam inanılmaz kötü geçti. Daha birinci ishal kakalı bezi çıkarıp temizlediğim yerde ikincisini yaptı. Daha elimi yıkamadan yeni bir kaka daha yaptı. Yatağın çarşafını, yorganını, yastıgını değiştirdim bir anda bütün herşeyi yeniden kakaya buladı. Ertesi iki günde sık aralıklarla ishal ve çiş karışımlı bezler değiştirdim, tarttım. Neyse ki gündüz annem yanımızdaydı da beni dinlendirdi.

Hastalığın kemoterapi sonrası rutin seyri böyleymiş. Kaç gündür ağzına hiç yiyecek almayan kuzuma dün daha besleyici serum verdiler. Süt içip ananas yemek istiyorum diyordu. İshali var diye süt vermek istemedim. Doktoruna danışınca “canı ne isiyorsa ver, bu ishali ilaçların etkisinden kaynaklanan ishal olduğu için sıvı kaybını önlemeliyiz” deyince sütü doya doya içmesine izin verdim.

Ben bakım kısmında bu kadar zorlandım. Canı ile bu savaşı veren yavrumun ağlamalarına yüreğim dayanamıyor. “Acıyor annecim popom acıyor, vajinam acıyor, karnım ağrıyor “diye ağrısının her bir yerini tarif ediyor benim kuzum. Karnının ağrısından kıvranırken iki kat oluyor. Zaten zayıftı iyice zayıfladı zayıfladı… İncecik bacaklar, incecik kollar, iyice sayılan kaburgalar…

Hastaya bakmak zaten zor bir işken, insanın hastalıkla acı çekerek savaşan kendi yavrusu olunca herşey daha da zor oluyor.

Kaldıramıyorum. Çok güçlü bir insan olmama rağmen ben dünyanın en güçsüz en aciz insanı haline geldim. Kendi kendimi bin kere motive etmeye çalışıyorum. “Mecbursun Ülkü, sen bu çocuğun iyileşmesi için güçlü olmalısın” diyorum diyorum… Sonra cümle bitmeden yeniden omuzlarım çöküyor ağlamaklı oluyorum. Ağlamamak için kendimi zorladıkça kendimi ya elimi ovuştururken, ya sinirli sinirli dudağımı yerken ya da birilerine bağırırken buluyorum Hilmi Hoca beni psikiyatriye yönlendirdi. Görüştüğüm doktor hanım da bu süreçte kendimi yıpratmamam çocuğuma daha verimli davranabilmem için çok hafif düzeyde bir ilaç yazdı, onu kullanmaya başladım.

Çok acaip bir koşturmaca, inanılmaz duygu değişimleri yaşıyorum burada. Eskidende temizlik hastasıydım şimdi oldum bir temizlik manyağı. Oda hergün buharlı temizleyici ile temizleniyor. Hastane dezenfektanları ile yer ve yüzeyler siliniyor. Berrasu’nun bütün yeme içme malzemelerini sterilize ediyorum.

Herbirinizin duası bizi rahatlattığına inanıyorum. Burda durabiliyorsam bugüne kadar durabildimse bize edilen duaların karşılığı oldugunu düşünüyorum. Bize moral veren birçok olaylar da oluyor. Gün içinde birçok defa kapıdan haber geliyor Berrasu’nun annesi, Ülkü Hanım/abla ziyaretçiniz var, kan bağışınız var, kargonuz var diye. O anda imkanım varsa ziyaretçimizi bir anlığına bile olsa görmeye gidiyorum. İmkanım yoksada müsait değilim diye haber gönderiyorum. Dakikalarca tanımadığım siz dostlarımdan biriniz beni kapıda bekliyorsunuz Allah hepinizden razı olsun.

Kendi yavruları Eliz ve Günce’nin benim kuzuma yaptığı kartları ve yavrum sevinsin diye aldıkları hediyeleri ile taaa Mersin’den bizi ziyarete gelen  ismini bile bilmediğim,  müsait olamadığım için yanınıza bile gelemediğim sevgili dostlarım bizi çok duygulandırdınız. Allah sizlere sıkıntı yüzü göstermesin.

Denizli’den Ata Yağmur mektubun ve annenin ince düşünceli hediyesi için ikinize de ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Evet Atacım kızım iyileşince birlikte top oynayacaksınız. Sen İstanbul’a gelmesen bile ben Berrasu’yu alıp Denizli’ye gelecem ve birlikte top oynamanızı mutluluktan gözyaşı döke döke seyredeğim…

Notlarınız, kartlarınız, mektuplarınız, mesajlarınız, kapımıza kadar gelip sıkıca elimi tutmanız, hiç dokunmasak bile bana gönülden sarılmanız bize moral veriyor, bize güç veriyor. Allah hepinizden ayrı ayrı razı olsun…

Kelimeler boğazıma düğümleniyor. Yazamıyorum, konuşamıyorum “nokta noktalarımı … “ siz anlıyorsunuz biliyorum…. bizden size kucak dolusu sevgiler… sizden de bize bol bol dua istiyorum…Yolunuz Cerrahpaşa Tıp Fakültesine düşerse de kan bağışı yapıp bir hastaya can olmanızı bize de bağış kartınızla destek olmanızı rica ediyorum…

Reklamlar
BERRASU ADA kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , , , , . 11 Comments »

11 Yanıt to “Zor Günler…”

  1. Zeynep Says:

    Sevgili Ülkü,
    Yazdıklarını okadar derinden hissediyorumki; ve biliyorum Minik Berra iyileşecek ve bütün bugünler geride kalacak. Allahım en kısa zamanda yüzünüzü güldürsün. Bunun için dua ediyorum.
    Sevgiler

  2. Sukran Says:

    Ulku hanimcigim. Cani gonulden iylik haberini bekliyorum berrasumuzun. Zor anlarda duaya sukure sarilan sizin gibi bir annenin yuzu gulecek insallah. Moskovadan kucak dolusu sevgiler gonderiyorum size. Allah yardimciniz olsun dualarimizda hep berrasu var.

  3. mustafa Says:

    Söylenecek pek bisey bulamıyorum,sadece tek soylicegim ALLAHım en kisa zamanda kalıcı sifasini versin yavrunun.dua halkasına eklendiniz

  4. Uğur Tufan Emeksiz Says:

    yarın guzel haberleri beraber yazacagız insallah canım ablam..

  5. Ezo Derya Says:

    Rabbimden acil şifalar diliyorum…..içim parçalanarak okuyorum yazdıklarınızı. Rabbim yar ve yardımcınız olsun!!!!
    O güzeller güzeli kızınızı öpün benim için tüm bu kötü günler geçecek inşallah!

  6. CocuklaGezerizBiz Says:

    Canımın içi telefonla aramaya çekiniyorum uygunsuz bir anda ararımda rahatsız ederim diye içim kıyılıyor .. Berrasu iyi koşup oynayacak en kısa sürede biraz zaman gerekli sadece.. Öpüyorum kocaman

  7. Çigdem Says:

    Allahım yardımcınız olsun sabır versin kuzunuzun ağrıları dinsin kalkıp evine gitsin inşallah bir an evvel dualarım sizinle Ankaradan sevgiler

  8. apakailesi Says:

    Sevgili Annecik, buyazıyı kaleme döküyor olabilmen dahi ne kadar güçlü olduğunun bir ifadesi. Sen böyle güçlü oldukça günler daha çabuk geçecek, herşeyin iyi gittiğini ve düze çıktığınızı göreceksin. o zaman da senin bu gücünile diğer yeni hastalarıma el uzatacağız. Hep birlikte. Bak ilk güzel haber geldi bile. kemik iliği temizlenmiş. Biz buna remisyon diyoruz. Yani biz, kemoterapi ve siz üçlüsü ilk misyonumuzu tamamladık anlamında. Çünkü sana daha önce de söylediğim gibi biz vazifemizi yaptığımız zaman yeterli. Zaten Tanrının bizden istediği de sadece bu kadar. Sen şu anda sonucunu çok iyi bildiğin bir sınav yaşıyorsun. Sadece sınav bitecek. heyecanının boşuna olduğunu notunu alınca zaten göreceksin. 🙂
    Sevgiler

    • ulku Says:

      Hilmi hocam bu başarı sizin ve ekibinizin başarısı. Zamanla ben de kızımın Kurtuluş Savaşı’nı yöneten siz komutanımızın yanında mehmetcik rolümü alacağım. Saygılar…

  9. burcu Says:

    Allah gücünüzü artırsın diye duacınızım.

  10. Arzu anne Says:

    Mektubumuzu almışsınız! 🙂 Oğlumla Berra birlikte top oynarlar mı bilmiyorum ama bildiğim tek şey Berra’nın top oynayacağı günlerin yakın olduğu.. Ata Yağmur’da yılbaşı günü rahatsızlandı, 2 gün ateşli idi ancak şimdi çok şükür daha iyi.. Onlar güçlüler, çabuk gelişiyorlar.. Çabucak iyileşiyorlar.. Kısa süre sonra bugünleri gülümseyerek anımsayacaksınız. Siz yaşayarak, biz de sizin yaşadıklarınızı izleyerek, doğru bildiğimiz yanlışları görüp hayatlarımıza dair belki daha özenli olmaya başlayacağız.. İyi haberlerinizi merakla ve sabırla bekliyoruz. Sizin de sabrınız bol olsun..


Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: