Berrasu Düştü… Ömrümüzden Ömür Gitti…

“Annecim gitme lütfen bugün işe gitme.”  İki haftadır yani karne tatilinden sonra ne zaman işe gitsem aynı seremoni yaşanıyor evin kapısında. Annem “sen gittikten hemen sonra kendi oyununa dönüyor” diyor bu yüzden içim biraz rahatlıyor…

Bugün minik kuzum yine son günlerde yaptığı gibi kapıdan gönderdi beni. Okuldaydım telefonumda babamın aradığını gördüm. Telefonu açtım konuşma yok yalnızca “Berrasu’nun ağlama sesi ve babamın kızım annenle konuş” demesi geliyordu ama telefon kapandı. Ben aradığımda babam “Berrasu kaydıraktan yukardan aşağıya düştü hastaneye götürüyorum” dedi. O an zaman mı durdu, dünya daha bir hızlı mı dönmeye başladı bilmiyorum… Okuldan nasıl çıktığımı, okul ile hastane arasındaki mesafenin bir türlü bitmediğini söylesem anlarsınız beni…

Hastaneye gittiğimde kızımı daha hastaneye sokamamışlardı. Ağlıyordu. Ağzında kanlar, yüzünde çizikler, kanlar feryat figan ağlıyordu. Hastaneye girdiğimizde doktorlara muayene ettirmemek için direndi. Kucağımda zorla tutmaya çalışırken doktorlarda muayene etmeye çalıştılar…

İlk anda gittiğimiz özel hastaneden kızımı alıp başka hastaneye götürmek zorunda kaldım.( Ayrıntılı sebebini yazımın sonunda okuyacaksınız)  Dragos sahildeki özel hastane, acil durumda ilk müdahaleyi yapmak yerine bana vezneden ödemem gereken birkaç bin liranın hesabını yaptıkları için çocuğumu alıp Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil servisine götürdüm. Hemen genel cerrahi, ortopedi ve beyin cerrahı doktorları muayene ettiler. Kızımın beyin tomografisi, beş altı tane baş ve vücut röntgeni çekildi. Kan tahlilini Dragos sahildeki özel hastanede yapmışlardı onları faxla istettim.

Doktorların “tomografi, röntgen sonuçları temiz çıktı” haberini verinceye kadar geçen zamanda ömrümüzden onlarca yıl gitti. Allah’a binlerce şükür kızım o kadar yüksekten düşmesini yüzündeki çizikler, morluklar ile atlattı inşallah…

Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin bütün doktorlarına ve çalışan personeline canı gönülden teşekkür ediyorum… Üç yaşındaki Berrasucuğumun doktor ve personele yaşattığı bütün zorluklara rağmen itinayla ve gülümseyerek çocuğumla ilgilendiler…

Allah’ım kızımı da bütün çocukları da koru…

ACİL SAĞLIK HİZMETLERİ’NİN SUNUMU GENELGESİNE RAĞMEN…

Sağlık Bakanlığı gün geçmiyor ki yaptığı yenilikleri anlatıyor medyada.

“Sosyal güvencesi olmayan acil hastalar hastane kapısından döndürülmeyecek.”
“Artık hiç bir acil hasta, sosyal güvencesi olmasa da, ödeme gücü bulunmasa da hastane kapısından dönmeyecek.”

“SGK ile sözleşmesi bulunan herhangi bir özel sağlık kuruluşuna başvurduğunuzda sadece tedavinizi olacak ve sağlıkla evinize gideceksiniz. Sizden ek ilave bir ücret istenmeyecek.”
“Başbakanlık Genelgesi’ne göre, kamu ve özel tüm sağlık kuruluşları acil hastayı ücretsiz tedavi edecek. Parasını SGK’dan ya da belediyeden alacak.”

“Kamu ve özel tüm sağlık kuruluşları acil hastaları ücretsiz tedavi etmekle yükümlü olacak.”
……….
“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayınlanan Başbakanlık Genelgesi’ ne göre kişinin sosyal güvencisi olup olmadığını, ödeme gücü bulunup bulunmadığına veya tedavi masraflarının nasıl karşılanacağına bakılmaksızın acil hastalara gerekli tıbbi tedavi yapılacak. ‘Acil Sağlık Hizmetleri’nin Sunumu’ adlı genelgeye göre özel hastaneler, hastalardan katkı payı da talep edemeyecek.” miş.

Miş diyorum ben bugün bu genelgenin uygulanmadığına bizzat şahit oldum. Benim kızım kaç metrelik kaydıraktan kafasının üstüne düşmüş, ağzı yüzü kan revan içinde hastanelerinin acil servisinde ağlarken Özel Sema Hastanesi bana hizmetleri karşılığında ödemem gereken paranın hesabını yaptılar.

Kendilerine yukarıdaki genelgeyi hatırlatmam karşısında bana verdikleri cevap: “Evet hanımefendi bakmakla yükümlüyüz. Doktorunuz şu an size tomografi, dokuz tane röntgen uygun görmüş. Kan tahlili yapıltırılmış. Ama sonuçlarınıza göre bu ödemeden ya muaf olacaksınız ya da ödeyeceksiniz. Eğer tomografi ve röntgen sonuçlarınız iyi çıkarsa ödemenizi yapacaksınız/ödeyeceksiniz ama sonuçlarınız kötü çıkarsa ödeme yapmayacaksınız/ödemeyeceksiniz”…

Benim bu açıklamadan anladığım benim hastam ölümcül durumdaysa para vermeyecem yok şansımız yaver gittide sağlıklı çıktıysa o binlerce Türk Lirası’nı hastanelerine ödeyeceğim…

Ben hastamı özel bir hastaneye götürürken bedelini düşünmüşümdür. Ama bir kazadan sonra acil durumda gittiğim hastanenin benim hastamla ilgilenmek yerine para hesabı yapmasından rahatsızlık duydum. Rahatsızlığımdan dolayı da acil durumdaki hastamı başka bir hastaneye götürdüm. Ve “ben hastamı başka hastaneye götüreceğim” deyince bana o anda bir kağıt imzalattılar.

Böyle mi uygulanıyor “kamu ve özel tüm sağlık kuruluşları acil hastayı ücretsiz tedavi edecek” diyen Başbakanlık Genelgesi?

ÇOCUK PARKLARINDA ÇOCUKLARIN OYNADIĞINI HATIRLATMAK İSTİYORUM…

Çocuk parkları yapılırken buralarda çocukların oynadığının bilinciyle mi yapılıyor? Hiç sanmıyorum. Defalarca yazdım çocuk parklarını kimselerin kontrol ettiğini sanmıyorum. Kontrol ediliyor olsaydı Kartal’ın merkezinde sahildeki parktaki yanık / kırık çocuk parkı üç yıldır tamir ettirilir ya da yenilenirdi.

Çocuk parklarında çocuklar oynuyor sayın yetkililer. “Ne kadar dikkatli ol” uyarısında bulunsanda çocuklar oynamaya başlayınca herşeyi unutuyorlar. Zaten koşacak alanları olmayan çocukların oyun parklarıda güvensiz… Kaydıraklar kurulurken yanlarındaki boşlukları yetişkinler kendi cüsselerine göre ayarlıyor herhalde…

Çok az kaydırak var eğimi doğru düzgün ayarlanmış olan. Çocuk ya paaattt! diye poposunun üstüne düşüyor, ya sırtını belini kaydırağa vurarak yere düşüyor…

Birçok çocuğun ailesi çocuk parkında bile çocuğumuzun ensesinde bekliyoruz. Kaydıraklara beraber çıkıyoruz, çocuğumuzun oturmasını sağlıyoruz… Kaydırağın altında bekliyoruz çocuk bir yerini vurmasın diye… Sürekli “dikkatli ol”diye uyarıyoruz. Neden? Merdivenler sallanıyor, demir rampalar artık buz pateni yapacak kadar kayganlaşmış, salıncakların zinncirleri bir tuhaflaşmış… oluyorda ondan… Çocuk parkına giden çocuğumuzun özgüvenini zedeleyecek herşeyi yapıyoruz. Niye? Çünkü çocuk parkları “çocuk parkında çocukların oynadığını farketmeyen yetişkin yetkililer” tarafından hazırlanmış.

Üç yaşındaki kızım tutamacı olmayan bir kaydırağa oturmaya çalışırken, dengesini  kaybedip yukarıdan aşağıya sağ yüzünün üstüne düştü. Yaşadığımız zor saatlerin, kızımın yaşadığı acıların hesabını kimseden sormuyorum…

Ya o kadar yüksekten düşünce kafasını yere vurduğunda beyin travması geçirseydi…

Ya yere yüzünü çarptığında yerlerdeki kırık cam şişeler kızımın yüzünü parçalasaydı…

Ya yere düştüğünde yüzündeki kemikler kırılsaydı…

Ya düşmenin etkisiyle dişleri kırılsaydı…

Ya kaburgaları kırılsaydı…

Ya kızımıza aklıma dahi getirmek istemiyorum ama ya daha kötü bişey olsaydı…

Kim verecekti bunun hesabını…

(NOT: Bu talihsiz kaza Berrasu yanındayken olduğu için babam bugün çok üzüldü. Berrasu onun hayat kaynağı… Onun biricik torunu… Kendisine defalarca söyledik yine söylüyorum. Babacığım sen bizden bile daha dikkatlisin torununa karşı. Olacaksa kimin yanında olursa olsun oluyor. Kendini suçlama… Kendini kazadan sorumlu görme…Yine eskisi gibi Beroşunla gezmelerine devam et… )

Bunlarda İlginizi Çekebilir…

Çocuk Parkı Kullanma Kılavuzu…

Oyun Parkındaki Büyükler…

Reklamlar
BERRASU ADA kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: