YAĞMUR YAĞIYOR…

Kuzusu doğduğundan beri hemen hemen her gün sokağa çıkarmaya çalıştık. Güneş, kar, yağmur, rüzgâr demeden hiç çıkarmadıksa iki günde bir çıkardık. Havaların değil de uygun olmayan kıyafetlerin çocukları hasta ettiğini düşündüm.

Yine yağmurlar başladı. Ne zaman havalar artık günlük güneşlik parklarda doya doya Berrasu Kuzusu ile oynarız diyecek olsam yine başlıyor yağmurlar. Yağmuru sevmediğimden değil Kuzusu’ nun oyun parkında oynayamamasına üzülüyorum.

Evimizin önünde kocaman bir park olmasının avantajını kullanıyoruz. Ağaçların altında yağmurdan saklanması, yağmur birikintilerinin içine basmasının onda yarattığı sevinci görmek beni de mutlu ediyor. Oyun parkının ıslak olmasını gözleri ile görünce kendi sebep-sonuç ilişkisini kuruyor.Ev de bir meteoroloji uzmanı havasında dışarıyı kotrol ediyor. “Mamur daha bitmedi anne. Mamur bitti anne.”

Anne olmak nasıl bir şeydir. Çocuğum “Anneci eve gidelim üşüdüm” gibi dünyanın en basit cümlesini dahi kurunca dahi, sanki Nobel ödülünü kazanmış gibi herkese anlatma isteği duyuyorum. Çoğu zaman anlatmaya da çekiniyorum. Çünkü arkadaşlarımın çocuk muhabbetleri eskiden beni azcık (duymasınlar çok fazlaca) daraltırdı. “Çiş – kaka muhabbeti dışında hiç konu yok mu hayatınızda” derdim? Keşke demeseydim, şimdi bende rahat rahat anlatabilirdim. Yok yok yine de anlatıyorum. Çünkü onların hala çocukları ile ilgili anlatacakları var. Benimki de arada kayboluyor. İnsanın çocuğunu anlatması farklı ve güzel bir duyguymuş.

Günlük konuşmalarımda havanın yağmurlu mu, güneşli mi, karlı mı olduğunu sık sık vurgularım. Hava durumunu öğrenmesinde etkili olan iki kitabından birini bugün paylaşmak istiyorum.

Fil benim hayatımda çok önemsediğim bir hayvandır. Uğuruna inanırım. Evdeki aksesuarlarımda, takılarımda, kıyafetlerimde olmasından müthiş zevk alırım. Mümkün olsa eve şöyle küçük bir fil alıp onu beslerim. Eşim tanıştığımızdan itibaren sayısız filli oyuncak, aksesuar almıştır. Evdeki her filli obje benim için o kadar değerlidir ki, belki kulağa tuhaf gelebilir  “Onlar benim kimseyle paylaşmam.” derdim. Hatta kızıma bile vermem derdim. Ama o paylaşmayı teklif bile etmedi. Hepsine kendi el koydu. Bende bu duruma alışmaya çalışıyorum.

Bütün uydurduğum masal ve şarkılarda da fil vardır. Berrasu’ da da fillere karşı ister istemez bir sempati oluşmuştur. İlk defa Blogcu Anne’ de  http://blogcuanne.com  Elmer ile tanıştım. Kitap alışverişlerimi bir süredir internet üzerinden yapıyorum. İngilizce-Türkçe Elmer serisini sipariş vermiştim ama bulunamayınca değiştirmek zorunda kalmıştım. Bende yalnızca Elmer ve Gökkuşağını almıştım.

Berrasu Elmer’ ı çok beğendi. “Bi sürü rengi var.” diyor ve üstündeki renkleri karşılaştırıyor.

Bizim son günlerdeki yağmurun dinmesini beklediğimiz gibi Elmer’ da da yağmurun dinmesi bekleniyor. Yağmur sonrasında gökkuşağı renklerini kaybediyor. Yardımsever Elmer gökkuşağına kendi rengini vermek üzere yola çıkıyor. Yardımlaşma, paylaşma, sevgi temaları anlatılıyor. Berrasu’ ya her öğle ve akşam yatmadan önce kitap okuyorum.

Elmer’ da uyku kitaplarımız arasında. Her okuyuşumuzda “Anne bak, anne bak. Elmer renklerini kaybetmedi.” diye seviniyor. Çocuklar ne kadar masum.

Elmer ve Gökkuşağı


David McKee

Kırçiçeği Yayınları http://www.kir-cicegi.com
32 sayfa,

ISBN 978-9944-701-09-9

Önerdiğim yaş başlangıcı: + 2

Reklamlar

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: