OYUN PARKINDAKİ BÜYÜKLER

Oyun çocukların duygularını ifade eden, en doğal ve en aktif öğrenme yöntemidir. Çocuk hoplamalı, zıplamalı, atlamalı, sallanmalı ki büyük kaslarının motor gelişimi olsun. Örme, boyama, kesme, bağlama içeren oyunlar oynarken küçük kasların gelişimini sağlar. Bulunduğu gruba uyumu, farklılıklarla mücadelesi de sosyal gelişimini sağlar. Oyunlar zihinsel gelişimini ve dil gelişimini de destekler. Çocuk oyunla, gelecekteki yaşamına hazırlanır. Ailelere oyun ortamını hazırlamak ve oyuncak seçiminde titiz davranmak kalır.

Oyunun önemini biliyoruz ama maalesef çocuklarımıza doğal oyun ortamları sunamıyoruz. Günümüz çocukları apartmanların içine sıkışıp kalmışlar. Biraz evin içinde koştursa, bağırsa alt komşunun, üst komşunun ince ince dokundurmasıyla karşılaşırız. İnce ince dokundursa yine iyi bazen sesler yükselir.

Niye bağırıyor bu komşu bize? Evdeki çocuklar, çocuk olmanın olmazsa olmazı oyun oynamışlar. Yok yok bu bahsettiğim komşular bizim değil. Onlar “Kızımızın hiç gürültüsü gelmiyor iyi misiniz?” diye geliyorlar. Acaba çok mu gürültü yapıyoruz da kibarca uyarıyorlar diye defalarca kusura bakmayın gürültümüz oluyorsa derim ama asla rahatsız olmadıklarını söylüyorlar onlar da ısrarla.

Uzmanlar, sürekli kapalı mekânlarda oyun oynayan çocukların fiziksel ve sosyal gelişimlerinin olumsuz etkilendiğini belirtiyorlar.

Günümüzün şehir çocuklarının işi gerçekten zor. Şöyle bir düşünelim. Çocuğu dışarıya çıkarırız hava alsın evde sıkıldı deriz. Yapılırken hiçbir engellinin düşünülmediği kaldırımlardan oflaya puflaya, çocuğu hoplata zıplata, bazen de sokaktaki iyi kalpli amca ve teyzelerin desteği ile çocuğu arabasında gezdiririz. Çocuk şanslı günündeyse annesi onu oyun parkına götürür. Yoksa da alışveriş merkezinde ışıltılı vitrinlerin önünden hızla geçe geçe ona dokunma, oraya gitme, ben sana onu alma demedim mi bağrış çağrışı ile gezdiririz çocuğumuzu. Çocuğumuz bizim bu fedakârlığımız karşısında asabi ve bizim gibi zevkle sakin sakin gezmediyse kendimizi haklı bularak sinirleniriz.

Konuyu dağıtmak istemiyorum ama ben oyun parklarında ki bazı yetişkinlerin davranışlarına da sinir oluyorum.

Oyun parkları zaten bakımsız. Belediyeden parktaki kırık dökük oyuncakların bakımını istesem ilçe belediyesinin sınırlarında mı yoksa büyükşehir belediyesinin sınırların da mı diye bana soruyorlar. Bakımını yaptırmanın deveye hendekten geçirmekten daha zor olduğu parklarda çekirdek çitleyip yerlere kabuklarını atan anne-baba- abla- ağabeylere sinir oluyorum.

Çocuğuna sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak için meyve yedirmesine saygı duyuyorum. Ama meyvesinin kabuğunu parktaki oyun alanlarındaki direklerin aralarına veya kaydırakların altına atan anne-baba- abla- anneanne-babaanne ve dedelere sinir oluyorum.

Çocuk oyun parkında çocuğun burnunun dibinde sigara içenlere de sinir oluyorum. Bir taraftan çocuğunun salıncağını sallıyor. Çok düşünceliyim havası yaratmak içinde, bir de diğer tarafa doğru dumanını üflemiyor mu işte o zaman sinir değil gıcık oluyorum.

Çocuğu diğer çocukları rahatsız etmeyi geçip, fiziksel şiddet uygulamasına rağmen hala çocuğuna yapma demeyi düşünemeyen yetişkinlere de sinir oluyorum.

Hele bir de oyun parkında içtiği birasının şişesini kıranlar var. Onlara söyleyecek söz bulamıyorum.

Çocuklarımızın oyun alanları zaten çok çok sınırlı. Lütfen bu alanlara sahip çıkalım.

Reklamlar
ÇOCUK EĞİTİMİ kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yorum Yapın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: